10.11.2018

Konuşmak isteyipte anlatamadığım onca şey varken

Kendime bile itiraf edemedigim duygularımın karanlığında boğuluyorum

Çelişkilerde dağılmak bu kadar kolay olmamalıydı oysa

Yada bir küçük karşılaşmaya muhtaç kalmak bu kadar ağır olmasaydı

Zaman alıp götürmeseydi

Veda etmek zorunda kalmasaydık

Pişman olmasaydık

Korkmasaydık sevmekten

Keşkelere muhtaç kalmasaydık

Yorulmasaydı gönlümüz delice

Olmasaydı sonumuz böyle

Reklamlar

10.10.2018

Gönlüm el vermiyor böyle şeylere.

Kapıyı çalıp selam verdiğimizde karşımıza biri 10 biri 12 yaşlarında iki kız çocuğu çıktı. Kendimizi tanıtıp içeriye girdik. Anneleri Esma kanser hastası. Ayağının üzerine basamaz halde ve durumu gittikçe kötüye gidiyordu. Buna rağmen evi çekip çeviren iki “çocuk” vardı ve ev tertemizdi. Baba çalışmaz. Hatta kanser eşini döven çocukları okula göndermeyip mendil sattırmaya çalışan aciz herifin teki. Başlarında yine komşusu yine kendi durumu olmamasına rağmen merdiven silmeye gidip kazandığı üç kuruş parayla bu aileye yardım etmeye çalışan ve yine kanser hastası Necla ama “mutlu”. Zaman geçti Esma düzeliyor denildi ama herşey yine alt üst oldu ve bacağı kesildi. Protez bacak arayışı başladı bu sefer. Bulundu da. Necla da Esma da kanser hastası hatta birinin bacağı eksik. Ama mutlu. Çünkü ikisi de en azından birbirlerine sahip çıkacak kadar bi kalbe sahip. Kalbinize sahip çıkın. Yoksa körelen taşlara döneceksiniz.

01.10.2018

Bi şehre saklanmak nedir bilmez çoğu kimse. Kendi içinde kendi mezarını kazar günden güne. Oysa bütün günahını bi şehre sığdırmayı başarabildiğinde nefes almayı öğreniyomuşsun. Ben Üsküdar’da öğrendim nefes almayı. Bundandır ondan kaçışım ve her nefessiz kaldığımda yine ona sığınışım. Yeri geldi Kız kulesinin karşısında yüreğim sökülürcesine ağlamanın ne olduğunu öğrendim. Sokaklarına hayallerimi sakladım çoğu zaman ve bir bir yıkılışını izledim. Sığındığım limanlara vuran dalgaları bi balkondan izledim öylece. Hem herkes bilmez. Kız kulesini biraz geçince hareme varmadan bi tepede bi taş duvarın sırlarıma nasıl ortak olduğunu gördüm. Bi insanı hem sevip hem nefret etmenin ne olduğunu bilmezken bi şehri sevipte nefret etmenin ne olduğunu öğrendim. Bilin ki bi şehre vurgun yaşamak kar yangınıdır.

Biri de kalkmış demişki

“Seni özledim diyemeyen de Üsküdar’ı özledim diyor”

Ben yine Üsküdarı özledim. Ama sen’li bi geçmiş bırakmadığım için sadece Üsküdar’ı özledim.

Hep yâren kal yüreğime.

18.09.2018

Şehirlere anlamlar yüklemeyi bıraktım sanıyordum. Çoğu şeyden vazgeçebileceğimi sandığım gibi.

18 Eylül Salı.

Hayata biryerden devam etme çabası.

Kendince yeni kararlar aldın. Öğretmenlik şeysini bıraktığın yerden devam ettirme isteğin gibi yeni yeni adımların var ama bununla da kalmayıp bi daha Üsküdar’a adım atmak yok deyip Cumaya birilerine Üsküdar sözü vermişsin. Kaçıp saklandıklarıma yenik düşmekte üstüme tanımıyorum çünkü :)) Girmem dediğim sokakta koşar adım bulmuş gibiyim kendimi. Neden kaçtığımı da bilmiyorum da hadi neyse. Hem sen İstanbul Bartın derken koca bi dip köşe temizlik atlatmış kızsın bunu mu atlatamayacaksın der avuturum yine ben kendimi.

Bir de buna asla asla deme sözünü eklemek istiyorum çünkü büyük konuşmak konusunda yine üzerime tanımıyorum. Çünkü neden çünkü dengesiz biri olmak böyle bir şey 😑

17.09.2018

İnsanların hayatlarına vakitli vakitsiz girip darma dağın ediyorsunuz sonra hiçbir şey olmamış gibi çekip gidiyorsunuz. Kaçıp saklandığınız köşelerde size hasret kalan ve sizi unutmaya çalışanların hayatları ellerinizde oyuncak değil. Gittikçe dengemi bozuyorsunuz.

15.09.2018

Bi şiire konu oluşunun zamansızlığıyla boğuşuyorum. Yazı yazmayı unutmuşluğumun yanında kendimi bulmak amacıyla tekrar tekrar döndüğüm kitap sayfalarında seni çırpınırken bulmanın acısı yansıyor yüreğime. Hatırlamak. Yada hiç unutmamak. Zaman gerçekten ilaç mı yaşanmışlıklara. Bi abla buna “Atalarımız bizi keklemiş gülüm “demişti şen kahkasıyla. Kandırıldık dostlarım! Bi ömür bi yalana ayak uydurmaya çalışmak falan iyi yetenek bizde ki.

Yaz tatili deyip çiçekçiklerimi İstanbulda yalnız bırakınca onlarda terketmiş evi. Babama onlara iyi bak demiştim ama masamın üzerindeki Fesleğen de solmaya başlamış. Yüzümün gülmediği zamanlarda inadına beni yalnız bırakmayı huy edindiler. Zaman onları da alıp götürdü gibi. Zaten o zaman dedikleri ilaç falan değil. Unutturmuyorda. O sadece senin acının üstüne daha büyüklerini ekleyip öncekileri hafifletiyor. Tebrikler bi yalana daha güzel inandırıldık. 👏

11.06.2018

Zamanın size kaybettirdiği insanların peşinden koşmaya devam ettiğiniz sürece hayatın size kazandırdığı yenilikleri farkedemeyen küçük bi balığa döneceksiniz zamanla.

Ardına bakmak da önemlidir yeri geldiğinde fakat takılı kalmamakta asıl dava.

Kimi zaman ayaklarınızı yerden kesen mutluluklarla karşılaşacağınızı bile bile kendi ayağını bi kayaya bağlayıp denize fırlatmaktan pekte farksız kalmıyor bu aslında.

Önünüze bakın arkadaşlar. Bizim de canımız çok ağrıdı geçmişe takılıp kalmaktan.